Istanbul’un tarihi ve kültürel zenginlikleri arasında önemli bir yer tutan Yerebatan Sarnıcı, uzun süredir devam eden mülkiyet tartışmalarının ardından nihai bir kararla Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi. Bu değişiklik, şehrin simgeleri arasında yer alan bu tarihi yapının yönetimiyle ilgili yeni bir dönemi başlatmış oldu. Sarnıcın yönetimine ilişkin bu önemli karar, kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, yapı sabah saatlerinden itibaren ziyaretçilere kapatıldı ve ziyaretçiler âdeta yeni yönetim altında ilk adımlarını attı.
Hukuki süreçler ve mahkeme kararları, Yerebatan Sarnıcı’nın mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçtiğini belgeledi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yargı yoluna başvurması ve mahkemenin bu konuda verdiği karar, hukukun üstünlüğü ilkeleri doğrultusunda sürecin tamamlanmasını sağladı. 2026 yılından itibaren yürürlüğe giren bu devir, sarnıcın koruma ve işletme sorumluluğunun resmi olarak devredilmesiyle sonuçlandı. Bu devrin ardından, bölgenin kültürel varlıklar açısından korunması ve sürdürülebilir turizm politikalarıyla entegre edilmesi hedefleniyor.
Yargı kararlarının ardından, mahkeme Yerebatan Sarnıçları’nın tahliyesi ve boşaltılması hususunda yeni düzenlemeler getirdi. 2 Haziran 2026 tarihi itibarıyla yapı, resmen tahliye edilmek üzere planlandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu süreçte yaptığı hisli hareketler ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yasal savunması, mülkiyet transferinin hukuki zeminde gerçekleştiğinin göstergesi oldu. Ayrıca, bu karar, tarihi ve kültürel mirasın koruma ve yönetiminde uygun bir hukuki zeminin oluşturulmasının önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Hatırlanacağı üzere, yapının bu devir sürecinde, giriş ücretlerinin de vatandaşlar için oldukça uygun hale getirilmesi dikkat çekti. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devrin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi, giriş ücretini 1 lira seviyesine indirerek, ziyaretçilere uygun bir erişim imkanı sağladı. Yerebatan Sarnıcı, Bizans İmparatoru Justinianus döneminde inşa edilen ve yaklaşık 9 bin 800 metrekarelik alanıyla dikkat çeken önemli bir tarihi mekan. Toplamda 336 mermer sütunla desteklenen yapının, bazı sütunlarının farklı dönemler ve yapılardan getirildiği bilinmekte. Bu nedenle, hem mimari hem de tarihi açıdan büyük bir öneme sahip olan bu yapı, aynı zamanda Medusa başlı sütunlarıyla da ziyaretçilerin ilgisini toplamaktadır. Tüm bu gelişmeler, sarnığın hem tarihi hem de kültürel anlamda zenginleşmesine katkı sağlarken, koruma ve yönetim politikalarının da yeniden şekillenmesine neden oluyor.
